Çocuğunuzu teknolojiyle tanıştırmanın en ideal yaşı!

0
301
teknoloji ve cocuk

Malum çağımız teknoloji çağı olunca, ister istemez hepimiz payımıza düşeni bir şekilde almak durumunda kalıyoruz. Her ne kadar payımıza kimi zaman büyük, kimi zaman küçük bir parça düşmüş olmasa da, teknolojinin hayatımızı ciddi anlamda kolaylaştırdığı gibi de bir gerçekle karşı karşıyayız.

Peki hayatımızın hemen hemen her alanında sıkça kullandığımız bu teknolojiyle çocuklarımızı kaç yaşında tanıştırmalıyız, hiç düşündünüz mü?

Ne yalan söyleyeyim, bugüne kadar düşünmek şöyle dursun, aklıma dahi gelmemişti. Ta ki Edebiyathaber’de tesadüfen gördüğüm bu yazı sonrasında kısa bir duraksama yaşayana kadar…

Habertürk’ün kaynak olarak gösterildiği haberde; dünyanın en zeki insanı olarak bilinen Prof. Dr. Michio Kaku’nun çocuklara teknolojiyi öğretmek için en ideal yaşın 10 olduğu bilgisine yer veriliyor.

Türk Eğitim Derneği’nin (TED) “Türkiye’nin Geleceğine İnanıyoruz: Geleceği Okuyoruz” başlığıyla düzenlenen IV. Uluslararası Eğitim Forumuna konuşmacı olarak katılan Prof. Dr. Kaku; “birçok mesleği gelecekte robotlar yapacak olsa da öğretmenlerin elinden işlerini hiç kimse alamayacak,” diyor.

Yazdığı kitapları satış rekorları kıran “dünyanın en zeki insanlarından biri” olarak tanımlanan fizikçi ve fütürüst Prof. Dr. Michio Kaku’nun başta eğitim olmak üzere işte gelecekle ilgili altı çizilesi o cümleleri…

“Hepimiz aslında doğuştan bilim insanıyız, “Neden” diye sorarız. Çocukların geleceği 10 yaşında başlıyor. Çocuk bu yaşta anne babanın dışında başka hayatları keşfediyor, çünkü merak duygusu başlıyor. Ama süreç 16 yaşında durduğu için bilimsel merakta bitmiş oluyor. Birinci neden akran baskısı “İnek mi olacaksın? Neden futbol yıldızı ya da pop star olmuyorsun? diyebiliyorlar. İkinci neden ezbere dayalı eğitimde bilimin sıkıcı gelmesi. 10 – 16 yaş arasında çocuklara ilham vermek, rol model bulmak, bilimsel merakını öldürmemek ve heyecanlandırmak gerekiyor ki bu ilgi tüm yaşamı boyunca sürsün.

Eğitim sistemi, 1950’li yıllarda nasıl yaşayabileceğimizi çok iyi öğretiyor ama gelecekteki değişimlere nasıl ayak uyduracağımıza dair ne yazık ki bilgi vermiyor.

Gelecekte bilgiye herkes ulaşabilecek. Tablet ve ders kitapları kaldırılarak, yerine Google gözlükleri gibi kontak lensler olacak. Öğrenci sadece bir ‘göz kırpma’ ile tüm bilgilere rahatlıkla ulaşabilecek. Bu da eğitimi altüst edecek. Öğrenci formülleri ezberlemek zorunda kalmayacak. Tüm derslikler üç boyutlu olacak. Ezber kalkacak. Bu yüzden de öğretmen çok önemli olacak. Öğretmen kılavuzluk edecek, yol gösterecek, kısaca mentor olacak.

Durum böyle olunca öğrencinin ‘ders kaçırdım’ bahanesi de ortadan kalkmış olacak. Çünkü ders, odasının duvarına yansıtılacak. Kaçırdığınız derste anlamadıkları olursa roböğretmen devreye girecek. Ama gerçek öğretmenlerin yerini öğrencileri anlayamadığı, mentorluk yapamadığı için tutamayacak. Dolayısıyla okullar ve sınıflar hep olacak.

Sevgili anne babalar! Unutmayın ki internetten çocukları mahrum bırakırsanız sosyal olarak başarısız olurlar. Çocuklar hem eski yöntemle yani diğer çocuklarla birlikte olup, kıskançlık, paylaşım, kavga gibi insani duyguları sosyalleşerek yaşamalı hem de sosyal medyayı öğrenmelidirler.

Zekanın IQ ya da babanızın parasıyla da herhangi bir ilgisi yok. Zekâ, geleceği görmek, geleceği tasarlamak demektir. Başarılı ve zeki insanlar, 10 yıl, 20 yıl sonrasını düşünürlerken, daha az zekiler ise şu an ne yapabilirim” aşamasındadırlar.

Prof. Dr. Michio Kaku’nun bu satırları nedense ben de Black Mirror’un benzer nitelikteki bölümlerini anımsatmış olsa da düş ve gerçek arasındaki o ince ayrıntıyı bir kez daha düşünmeden edemedim.

Ne dersiniz, sizce Michio Kaku gerçekten bu konuda haklı mı?

YORUM YOK

CEVAP VER